DÜNYA
İnsanın kendini bir yere ait hissetmesi, aidiyet hissinin getirdiği huzura sahip olması ne hoştur. Buraya aitim diyerek bir mekânı ya da bir kişiyi işaret edebilen birey için; o dünyanın yokluğu nasıl düşünülebilir? Dili sessizlik, gözleri sis kaplar. Geçmiş bir zaman gibi konuşmak acıdır. Zordur; “Bir dünyaya aittim.” Diyebilmek… Bir dünyaya aittim. Dünyam; benim yaratımımdı. Oysa şimdi ellerim bomboş. Kaybettiğim ve gölgesinde kendimi aradığım dünyamın yerini dolduramıyorum. Ondan kaçıyorum ama kendime yeni bir dünya yaratamıyorum. Yeni bir şeye ihtiyaç duymayalı epey oluyor. İnsanın kendine gömüldüğü ve bundan keyif aldığını sandığı tuhaf zamanları geride bırakması gerekir. Halbuki ne zordur. Bedenim, kendime açacağım yeni bir kapıya, içine dalıp kaybolmayı arzuladığım yeni dünyanın yüküne çekimser. Zihnimse öylesine yabancı… Bu bir yol. Yolların sonunda mı yoksa başında mı insan; nasıl bilebilir? Yeni günün yoksun heyecanı, karanlığıyla beraber üzerimize soğuk bir örtü olan k...