YAŞAMIN İÇİNDE: TESLİMİYET, SAFLIK VE OTORİTE
İnsanın nail olmaması gereken tek sarhoşluk; teslimiyet... Kendini bir kişiye ya da bir şeye tam anlamıyla adamak ya da teslim etmek; insanı içinden çıkması zor bir körlüğe sürükler. Başlarda söz konusu körlüğün zarifliği insana çekici gelir. O buğulu algıyı yıkmak düşünülmez bile. Kısmi körlüğün yaşattığı avarelik, insana doygun bir yaşam tınısı sunar. Bilinç çarpıklaşır. İçinde bulunduğu drama sırtını dönen kişi, hislerine ve parlak gözlere karşı hassaslaşır. Aidiyet hissine kapılır ve benliğini paylaşmaya başlar. Bu durum kendini yenileyen kimse için bir tehdit oluşturmaz. Ancak kendini o avareliğe kaptırmaya müsait kimse için; keskin bir değişim hazırlığıdır. Bir yeniden doğuş, lafügüzaf… İnsana dramını paylaştığı kişinin yokluğu garip gelir önceleri; sonra alıştığını fark eder. Özlem duyulanla açılan mesafe; hasreti hasete dönüştürür. Teslimiyetin ve saflığın bir arada tutunabildiği o şey; güzel olanın duyumuna o çarpıcı ulaşım; düşüne kapılıp gidebileceğ...