UYUŞUMA GÜZELLEME
İmage: Salihcan Akın I. Uyuşum tecritinde; zihin sınırlarını bir safdil mi yoksa bir münzevi mi daha iyi betimler? Algı üzerine konuştuğunda kim daha akılcıdır? Bugünün dünyasında; tutku, bilinç, yaşam ve deliliğin belirteci nerededir ve buraya nasıl gelinmiştir? Sözgelimi; vardığı gelişim noktasından rahatsız olan insanlar çözümü ilkel yaşamdan izler aramada buldu. Bu ilkelliğe dönüş garabetini ise türlü uyarıcılara bıraktık. Bulantıdan doğan bir uyuşum arzusu bu. Uyuşan insanlar, olağan yaşama ender rastlanılan bu dönemde; tekdüze ve dolaysız insanlar gibi düşünebiliyor, yaşayabiliyorlardı. Kendilerine has güvenli alanlarında ölümsüzü oynuyor; tiksinen bakışlarıyla etrafı izliyorlardı. Dokunaklı bir iletişim, hisli bir öpücük, gerçek bir bakış… Birçok şeye erişebilirdi insan. Katkısız bir yaşamda şüphenin getirdiği her türden şey, ulaşılabilirdi bu yolla. Çünkü an, gerçeği göstermeye yeterdi. Bunu anlayabilir ya da anladığı bir sanrıymış gibi yaşayabilirdi ki...